20.11.2007

ben ve sen


Adımlarımla yarışırcasına koşarak tükettiğim kaldırım taşları gibi huzurluyum.Uykusuz ve yorgun geçirdiğim gecelerde biriktirdiğim özlemlerim de var.

Rüyalarım olsun mu senin _?
Sarılarak uyuduğum yorganım sen ol isterim,başına koyduğum yastık senin dizlerin.

Hayata kocaman kocaman açıyorum gözlerimi.Heybem epey dolu.
İçimdeki sen gibi.

11.11.2007

nisan iki bin yedi..sharkai..

döndüğünde

Giderken aldığın gibi beni geri getir...

nerden aklıma geldi lanet olsun...

7.11.2007

bursa'da bir gün

"Hava soğuk.Yalnızlığımın sayısını hatırlayamadığım eskimiş bir günü"

Telefondaki tuşlara basmaya çabalarken vazgeçtiğim bir yanımla beraber yürüyoruz.Tuhaf kalabalıklar var ve içinde sadece seni anımsatan sesler.Büyüyoruz.Dilime bağlanmış sözcükler açılırken ben çözülüyorum.Buraya ait olmadığımı kabullendiğim bir benlikle seni bekliyoruz ikimiz.Ve gittikçe iklimlere benziyoruz.

4.11.2007

istanbul..hoşça kal..

İstanbul'un sokakları nem kokardı.ben küçüktüm.En çok hala kalabalık cuma ertesilerinde güneşli yüzünü gösterirken cam kenarından hınzırca bakmayı seviyorum.Gel git zaman içinde ruhuma yerleşmişken durulmayı öğreniyorum.Bu sefer beni çok özle olur mu_? Bir daha gelişimde seni mutlu görmek istiyorum.

Kıskandım evet.Bir içsel hesaplaşma belki.Kendi şehrimde güzel bir çiftin el ele gezmesinden hoşlanmıyorum.Yok aslında o kadar da değil.Belki ben kendi hayalimin bir başkasında gerçekleştiğini görmekten korkuyorum.Bisiklete bindiler belki.Pamuk şekeri ağzının kenarına bulaştığında çocuk temizledi bilmiyorum.Ama o hayal aslında benle bir başkasına aitti.Pır pır ederken canlandı ellerim bak boş kaldı der gibi oldu.Azcık saçmaladım belki seni özlediğimden.Uçsa da geri dönüp geleceğini bildiğim yüreğime kocaman bir özlem kondu.


Simidini gevreklettiğim vapurda salınan bir suret olmaya uzun bir süre kala diyardan gidiyorum..Babam biliyorum ilgilenemedim seninle ama kızma bana.seni çok seviyorum..

2.11.2007

Vücudum kahkaha atarken kıvrılıyor o sokakta

Bir romantik komedi filminin baş kahramanı edasında bakışlar fırlatarak yürüdünüz mü hiç_? Belki hayatı eğlenceli kılmak dedikleri böyle bir şey.Kendimi siyah beyaz resimlerde daha çok beğendiğime inandırarak davranmam gibi komik.Bu kadar renksizliği insana kim yakıştırabilir_? Gülümsedin.Ben de.Çünkü tuhaflık sadece bana özgü değil.Öyle birisin sen de.

Sarı bir tişörtün üstünden yerlere değin uzanan bir siyah çantayla yürüyüp elimde sıcak kahvemle sokak arasında gülüyorum.Boynumda makinem.Saçlarım toplu.Üst kısmında daha kalın olsaymış daha güzel olacakmış hissi uyandıran bir ebruli bant.Sakinim.Tozlu olsa da sokaklar öksürmek istemiyorum.Ne o öle içi geçkin kadınlar gibi.Ben kendime hastalıkları bile yakıştıramıyorum.Çünkü mutluyum ben.Cümlelerimle aram iyi.Hayatımı sıkmıyorum;biliyorum o nasılsa benim.Canı çikolata istediğinde gidip almaya üşenen insanlar gibi de değilim.Artık anımın değerini biliyorum.Vücudum kahkaha atarken kıvrılıyor o sokakta.Aynada kendime bakarken gördüğüm beyaz küpeli o kızın gamzelerini seviyorum.

Birbirinden bağımsız kelimeleri birleştiren bir ataç gibiyim.Ne uzuyorum ne kısalıyorum.Sevdiklerim kendi özümü hatırlattığında bambaşkalaşıyor;gözleri gülen biri oluyorum.Yaşasın.Aferim bana.Sen de farkettin mi bilmem ama ben büyüdükçe ruhumu güzelleştiriyorum.