27.02.2009

"…….

Veee... Son olarak kırmızı bonibonlar.Kimsenin bonibonlarına dokunmasına ve seni değiştirmesine izin verme.Sen böyle harikasın.Hep böyle dengesiz kal.Ağlama sakın olur mu? Gülünce çok güzel oluyorsun.Bir de dengesizin biri seni bekliyor hala...

....."

aÇi





Bu sefer bu güzel pembe mektuptaki satırları yazan kişiye veriyorum kalemi.Ve süslü cümlelerimi göndermiş olduğu sihirli sandığa kaldırıp başlıyorum söylenmeye.Hayatım boyunca aldığım en güzel hediyenin aynı evi,aynı yatağı,aynı sofrayı paylaşmış olduğum bir kişiden almak muhteşem bir şey.Sen insanı mutluluktan öldürürsün.



Ve biliyor musun? Gerçekten değer gördüğümü,sevildiğimi,kendimi aslında ne kadar da güzel anlattığımı anladım sayende.Beni o çok sevdiğini ve tanıdığını söyleyen herkesten çok daha vefalı çıktın.Zaten hep öyle özeldi bendeki yerin.Hep diyorum ya Bursa’da ateşler içinde yatarken ikimizde yaptığın çorbanın bendeki hatrını da her defasında kırılan hevesimi benle beraber tamir etmeye çalışmanı da asla unutmayacağım.Seni çok Seviyorum.



Burdaymışsın gibi hissettim sandığı elime alınca.Hiç birşeyin değişmediğini bana hissettirdiğin için minnettarım sana.



SıPa



vakit var


O düşü görmemek için içinden düşmem mi gerekti

Unuttuğunda döktüğüm yaşlar hatırlatır beni.

Geldiğim kadar gidebilseydim en başından o yolu geri

"Elimi bırakma de(r)dim sıkıca sarıl

Gitme vakti(dir) şimdi"


26.02.2009

koku '


Ten kokusu bu dünyada bir insanı unutturamayacak tek şey.Ve bunu bilerek vazgeçmek zorunda olduğum tüm her şey için ruhumdan özür diliyorum.

Yerine kimseyi koyamadığımız kişilerin hatırlattıkları şeyler gibi koklayarak sırtından öptüğüm annemi kaybedersem bir gün onun bende yaşatacağı şey teninin sıcaklığıdır.Unutamadığım anneannem,yeşil gözlü güzel bir kadındı.Anneme miras aynı koyu renkteki yeşil göz ve yaşamın lezzetini bilme hissi.Evet,onun gibi annem de hayatı boyunca vicdanını ön planda tutarak kendisini üzebilecek herşeyden uzak tutmanın bilinciyle yaşadı.Bazen bu üç nesil kadından kendime düşeni yapamayıp ağladığım için kendimden utanıyorum.Üstelik ölümden de korkmuyorum ben.Halbuki anneannem hayatı boyunca ölümü bir kez olsun düşünmedi.Ondan bana miras da evlenince düğünümde takacağım bir çift küpe ve onurlu yaşama duygusu.Hayatın getirdikleri karşısında onun kadar güler yüzlü,annem kadar dik durabildiğimde mutlu olacağım ben de.Bir sıcak ten ve unutulamayacak bir kokuyla benzeyeceğim anneme.

Anneannemi gıdısından öperdim koklayarak.Annemi sırtından.Ve O’nu da boynundan içime çekerek.Ten kokusunu unutamayacağım sadece üç kişi var;Biri hayatta değil.Öteki de benimle sayılmaz.Bunu bilerek yine de koklamayı seçip ölümsüzleştirdiysem içimde bunun hesabı ancak kendime sorulur,başkasının bunun aldırması önemli olamaz.

Vazgeçsem bile yitirdiklerimin yanında unutamayacağım tek şey teninin kokusu olacak..

-Ten kokusu sinmiş ne tişört ne de tülbent hiç birinin kokusu gitmesin diye yıkamadım.İstersen delilik de-

24.02.2009

24 mucizesi


Kirpiklerinde taşıdığı siyah yaşanmışlıklara kırmızı bir dişilikle yanıt veren genç, cesur ve güzel bir kadın’a..

Kendime..

Bir kişiyle başladım bu yolculuğa.Hayatıma dokunmasına izin verdiğim herkese bu masada fedakarlık,dürüstlük ve sevgi ikram ettim.Bazen artakalan hüzünlerimle çıktım karşılarına.Bazen sukunetim deliliğimden geldi.Sevdiklerimi çok,sevmediklerimi az sevmekle alıştırdım kendimi.Ve benimle yolculuk edenlerle biri on ettim.Sonra kendimden ne kadar verdiysem masanın etrafında o kadar azalmaya başladık.Şaşkınlıklarım,olaylar karşısında dil çıkardıklarım,gözlerimi doldurup taşırdığım anlarım oldu tıpkı birer donuk fotoğraf karesi gibi.Ve bağırıp çağırmak yerine sessizce masamda ağlayarak çoğalmayı bekledim.Hala tuzludur kirpiklerim ve yorgun bakar. Masada ise onken bir kaldım nihayetinde.Şu an Kendim kadar beyaz matemim,içimde kırmızı kadar isyan var.

Ve 24 şubat bu gün.Yaşım 24.Tek başınayım bu hayatta.Kendimle gurur duyarak ilerliyorum bitmek bilmeyen bir aşkla.

17.02.2009

yine yeniden sen '


evet aramızdaki tüm üçüncül duyguları çıkardım.Sadece sen ve ben kaldık yine başbaşa.Sezen Aksu ‘bu demler geçici’ derken bir kahve yapacağım ve ikimiz içeceğiz.Dudakların değecek bu tek fincana.Sen olmadan olmuyor anladım.

Gözlerimdeki ıslaklık alışık olduğun bir şey.Şemsiyesiz dolaşmazsın zaten sen benimleyken de.Yağmurumu koynuna uzun zaman önce bırakmıştım.Düşünme boşuna.Hatırlamazsın.

 

Gözlerine Göz Değmiş – Sezen Aksu

Ah gözlerine göz değmiş belli 
Dudaklarında günah tadı var 
Suçluluk kokusu sinmiş tenine 
Ben yine aynı hep affedici 
 
Bu saltanat bu haller geçici 
Bu taze ten bu demler geçici
 
Bu saltanat bu haller geçici 
Bu taze ten bu demler geçici
İnsafa gel bir bak şu garibe 
Gafletinden uyan eller gidici  
 
Ben beni bilirim gel gör anlatamam 
Bir bak içerden hem bahar hem güz 
Dünya malında komşu bağında 
Billa gözüm yok dururum dümdüz 
 
Ah yollarına kul kurban olurum 
Yüz çevirme benden mahvolurum 
Allah aşkına sev yoksa ben ölürüm 
Kalbim nöbette bak gece gündüz 
 

14.02.2009

ask ..


Günün ışımasına az kala,pencereme vuran yağmur taneleriyle yalnızız.Uyumamak için direnen göz kapaklarım buğulaşıyor kahvemin kokusundan.Canım seninle olmak istiyor. Kalemimin ucu da kırık aksi gibi.Bu masada bir pencere önü çiçeği,bir yarım bardak su ve küf tutmuş ekmek olacak bu gece.B’ask’a da birşeye gerek yok.Saçların kısa,terli ve yorgunsun.Hep bir yerlere yetişme çaban olmadan bu gece benimlesin sadece kızdığın anlarda alnında beliren bir iki kırışıkla birlikte.Hayal gücümde bile dik duruşu inatçı tavrının.Beni kaybetmekten korktuğun kadar sana yakınım.Ki zaten

Aşk bazen düşündüğümüzden de yakındır!

.

.

.

.

.

Kahveni sütlü hazırladım.