31.12.2010

Seninle bir gün.Seninle bir yıl.seninle bir ömüre..

Rüzgar bir odayı dolduracaksa önce pencere pervazını okşar.Bir sabah serinliği yakalar ensemizden.Gün yüzünü döndürürken koynuma sıcaklığını bırakır.Bakışlarımız çarpışır yüzünün çizgilerinde kayıp giderken ben.Zaaflarını soyarım ellerimle, Sen korkularımı çıkarırsın bedenimden. Göğüs kafesini alçaltıp yükselten bir heyecana karışır kokularımız.Çıplaklığın utandırmaz beni alnıma değen dudakların kadar.Çiğ damlası gibi dökülür terin vücuduma.Dinginlik kaplar ruhumu. Sabah sessizliği ..sigara dumanında .Çay koyarım.Sokaktan aldığımız bir simit belki yarım yamalak bir kahvaltı sonrası. Gri bir gök güzü.Cama vuran yağmurun sesi en sevdiğin şarkı olur düşer dilimize.Gülüşün doldurur odayı.Sen olur her şey.Üzerine uzandığım kanepe, saçlarımdaki nem, rutubet kokusu..Ve ben sadece nefesin olurum dolanırım dehlizlerinde.

Bu kadar sade

Bu kadar aşık

Bu kadar cesur

Bu kadar özlem doluyum seninle..

.

.

.

.

Buna aşk denir.Ve ne muhteşemdir ki Uyanırsın geçmez.

23.07.2010

"biz" den bir aşk.


Yağmurun sırtladığı çocuklarız biz.

Bizi ne benim gözbebeklerimdeki sağanak ıslatır, ne de senin başı boş esintilerin.

Aşina olduğumuz ayrılıkların rüzgarı değemez tenimize.

Yalın ayak ruhum aşka yürür.

Güneşin öptüğü çocuklarız biz.

Yıkık köprülerin altından topladığı bir avuç suyu toprağa içiren.

Bizi ne benim sıcaklığım eritir tek başına, ne de senin küllerin savurur.

Bizi semadan yağmur olarak düşen aşk,

topraktan alıp içinde büyütür.

...


30.05.2010

uçan balon'la kırmızı bisiklet'in aşk'ı


İplerini sıkıca tuttuğum aşktan yapılmış bir uçan balonum var.Bileğime bağlı boynuna geçirdiğim iple.Ben çektikçe nefessiz bırakıyor kelimelerim.Farkındayım aslında uçsan bile uzaklaşamayacağını.Çünkü o ipleri bana koşulsuz sunan sendin.Belki bıraksam..Uzansan sonsuzluğa.Benim olduğunu hissederdin.Ya uçup gidersen..Beni gökyüzüne tercih eder miydin?

.

.

.

Etmezdin.İplerini çözmem bile bir şeyi değiştirmez

Ne kadar özgürsen aslında bir o kadar benimlesin..

.

.

23.05.2010

“Kardan adamlarda üşür”


Oysa ben.

Oysa sen.

Seni doğurduğum her gün içimde bamb’aşk’laşıyorsun.

Ve bu adam suretlerinin her çizgisinde biraz daha kadınlaşıyorum.

Kirpiklerime yapışan tuzlar gibi.Yarı saydam yarı şeffaf.

Kışın ortasında yalnızlığıma giydirilmiş pervasız bir bahar ürpertisi gibi dolaşıyorsun içimde.

Usul usul.

Sürüklüyor beni ayak uçlarımdan sarsan cesaretin.

Kayıtsız kalışlarım giriyor koynuna.

Oysa sen.

Oysa ben.

O anlarda incitmem, incinmem sevildikçe.

Elimdeki kına anlatır niyetimi.

Hoyratça kırma kalbimi, isteyebilirsin o gün geldiğinde.

Oysa ben.

Oysa sen.

Ve sen bilmezsin sana bakınca dünya küçülür gözümde.

Tuzla buz olur.Her şey sen olur o döndükçe.

Ve sen bilmezsin sana bakınca neler görürüm ben.

Oysa bilirim ben..Bilirim.Kardan adamlarda üşür.

.

.

.

15.03.2010

.
.
.
.
.
.
.
.
.


bu defterde bir sayfa eksik..
bulmak için dönücem.

1.01.2010

Ve sürpriz.. açıklanıyor!!

Burcyni 5. Yaşını yepyeni bir mekanda kutluyor..

Yaklaş bana.. Çünkü

www.burcyni.com ’da masal yeniden başlıyor.
.
.
.
Bu zamana dek benimle olan tüm dostlarımı bekliyorum buraya
Hep beraber çoğalmak için sıfırdan başlamak gerekiyor
.