23.11.2013
'düldül'
11.11.2013
anlatalım
9.11.2013
yine tek !
merhametimle kurtuluşum arasında bir seçim yapmak zorunda kaldım.
insanlığımı seçtim.
aynada kendimi suçlamamam gereken temiz bir yüz bırakmışım.
haberim yok.
6.11.2013
gel.
29.10.2013
ateş ve su
10.03.2013
dünyanın ekseni
Pazar gecelerinin vazgeçilmezi “Behzat Ç.”nin önceki hafta “Savcı hanım”la seviştiği sahne, izlenme rekoru kırdı.
Behzat gibi, ancak yalnız kaldığında gözyaşı döken, öfkesini ulu orta gösterirken sevdasını gizleyen, kaba saba bir başkomiserin sevişmesi, dizinin müptelaları için sürprizdi.
Ancak sevişmesinden önemlisi, önsevişme mahiyetindeki sohbetti. Esra, muhteşem bir replikle açıkladı aşkını:
“Dünyanın ekseni 12 santim yerinden kaydı, sen bana 1 santim bile yaklaşmadın.”
Bu cüretkâr davet karşısında o gözüpek adam kem küm edip süklüm püklüm bir kediye dönüştü.
Esra üsteledi ve Behzat’ın şahsında erkeklere giydirdi:
“Sen akıllı adamsın, ama konu kadınlara gelince biraz salaklaşıyorsun.”
“Biz seninle mutsuz oluruz” diye ayak diredi Behzat:
Cevap, onun ayağındaki direnci kırıverdi:
“Mutsuz olalım, ne var? Ben seninle mutsuzluğa da varım.”
* * *
Dizinin hayranlık verici radikalliği burada işte...
Sadece kendisinden önceki sempatik komser tiplemelerini kanlı canlı, sahici bir karakterle gömmesinde değil, günümüzün uyuz şablonlarını silkelemesinde...
Mutsuzluk korkusu, bu kuşağın hastalıklardan biri...
Reklamlar, diziler, filmler, çevremizde öyle bir mutluluk balonu şişirdi ki, uçup gidişini hayranlıkla izlediğimiz bu balon, bir türlü binemediğimiz, umutla beklediğimiz bir hasrete dönüştü.
İdealize ettikçe şişen talepler, çekingenliği de büyüttü.
Mutluluk beklentisini abarttıkça mutsuz olduk.
* * *
Kasvetli devirlere özgü bir sigorta arayışı bu...
60’ların gözükara gençlerinde yoktu mesela...
Bugün çağın tekinsizliğinden kaynaklanan bir istikbali garantiye alma, saadeti sağlam ipe bağlama azmi var.
Liseli delikanlılar, aşkı için dershaneyi asmıyorlar.
Formülleri şu:
“Mutluluk eşittir, ona ulaşmak için ödeyeceğim bedel, artı onun uğruna vazgeçtiğim şeyler...”
İşlem sonucunda mutluluk küçük mü çıktı; öyleyse daha az fedakârlıkla yakalayabileceğin daha büyük mutluluğu bekle...
“Mutsuz olalım, ne var” cümlesinin kıymeti burda...
Üzerinde “Mutluluk garantilidir” damgası olmayan bir tutku iksiri var bu lafta...
* * *
Kökeni çocuklukta:
Bazısı kreşe verildiği gün feryat figândır. Çözülmez kolları ana boynundan... Dövünür “Gitme” diye...
Kimisi özgüvenlidir; bilir annesinin kendisini terk etmeyeceğini... Uyar ortama...
İlişkilerine yansır bu fark:
Güvensiz büyümüş çocuk, habire terk edilme korkusu yaşayan âşığa dönüşür zamanla... Mutluluk uğruna risk almaz, sarıldığı boyundan ayrılmaz.
Özgüvenlilerse ayrılıkta bile sevdiğinin döneceğini bilir; dönmese de bununla baş edebilir.
* * *
Dönelim Behzat’a:
Onun gibi bir güvenlik mensubunun, özel hayatında bu kadar güvensiz olması, sokakta gözü kapalı çatışmaya girerken, yatakta ilk meydan okumada bocalaması garip gelebilir.
Çelişki yok oysa burada:
Ağır travmalar sonucu herkese, özellikle de kadınlara karşı güvensiz yetişmiş adam, bu güvensizliğini, aşırı özgüven gösterisiyle bastırıyor.
Cesareti, duygusal kırılganlığının perdesi; o yüzden de ölümü göze alıyor, aşkı göze alamıyor.
Karmaşık cinayetleri şıpın işi çözüyor; ama bir kadını çözemiyor.
Çünkü “Ben seninle mutsuzluğa da varım” diyen kadın, sahte mutluluk balonunu patlatıyor.
Bozuyor formülünü garantili aşkın...
Eksenini kaydırıyor hoyrat Behzat’ın...
CAN DÜNDAR / AŞKA VEDA 2012
4.03.2013
koyu
Kirpik göze ne kadar yakın ve ondan ayrılamazsa bazı insanlarda hayatımıza o kadar yakın ve bizden ayrılamaz.Derdi olduğunu bilirsiniz ama soramazsınız.Sizi aramak ister ama arayamaz.Olsun.Düştüğünüzde tutacağınızı bildiğiniz birileri olması güzel.Gitmek de şart değil.Kalmak da.Görüşemesek de nazımızın geçtiği, yenilmek zorunda kalmadığımız ilişkiler.Üzülmemek gerek.Nasılsa tek bedende çok kişiyiz.
Biliyor musunuz ben dertlendiğimde alkol almam, koyu bir çay demlerim !
1.03.2013
sol yanım
varlığım, senin sol yanını çoğaltıyor.
o kadar şahane bir hikaye ki bu.
sen ve ben.
sadece ikimiz..
birbirimizin yoldaşı, birbirimizin şahidi olarak ilerliyoruz, beraber büyüyerek..
parmak izimsin.
öyle kal..
10.02.2013
sarı odalar
2.02.2013
sen yine de nokta olma, virgül ol !
ruhumuzu sevdirmekte fayda var.
bazı sevdiklerimiz adımımız gibi.nefes alıp verişimiz gibi.ömür boyu o terazinin kantarında.
unutmamak güzeldir.bilmek daha cesur.
bilmenizi isterim ki
noktaları da sevmeye başladım üstelik en az virgüller kadar.
19.12.2012
tabi ki hiçbir şey tesadüf değil ..
o yüzden her akşam radyo dinlerim
ve bunu ona hiç söylemedim
1.12.2012
29.11.2012
ne sen beni unutabilirsin ne de ben seni
“..başkalarında hata ve kusur olarak gördüğünüz şeyleri kendinizden tanıdığınızı fark etmeye başladığınız andan itibaren vedalaşma başlıyor insanın hayatında bence.Birini hayatınızdan çıkarma bitiyor.Darılma, kırılma.Çünkü onu kendinizden tanıyorsunuz.Oradan bir önce ya da sonra geçebilirsiniz ama neticede insanlık halleri bunlar..Kimseden sonsuza kadar vazgeçecek güçte bir gerekçe yok hayatta. O
Sezen Aksu
2.10.2012
Birini sevmek
30.09.2012
kahve kokusu
17.09.2012
saçlarım..
16.09.2012
aklımın dağınık odaları
14.09.2012
Ah Kalbim
Olanla yetinmek acizliğin bir göstergesi gibiydi.Hak ediyorsan daha fazlasını istemediğin sürece hayat sana o şansı vermiyor.Elbet bir gün düzelecek diye bekleyecek kadar zamanın yoksa mesela.Ve daha acısı düzeleceği de yoksa söke söke alırım diyordum.Hem sen bütün kanatlarımı kır.Sonra bana uç de.Belki ben sürüne sürüne de ilerlerim ama ya yetişemezsen sen bana..
30.04.2012
"kalbimin zarif efendisi"
Her seferinde daha güçlü
Her seferinde daha aşık
Her seferinde daha ben gibi olan herşey
Yüreğimin tam ortasından geçen şarkılara sığar
Ben hayatı zor, yüreği temiz, vicdanı hür bir insan
Ben ki kalbi her seferinde daha çok çarpan bir kadın
Sen kalbimin zarif efendisi,yol arkadaşım, can yoldaşım
Zamanın çarkına asılı kalan kalın bir kitabın bitirilemeyecek cümleleri gibiydik seninle.
Sayfaları sustukça çoğalan, yarım ve aynı zamanda iki kişilik.
Ayrıyken bir, birlikteyken ayrı olamamak gibi..
Kalbine beni sığdıramamana, sensizken daha mutsuz oluşumu anlayamamana, bu kadar koşulsuz sevilmeye alışık olmayışına
Hiç darılmıyorum çünkü
Gerçek olan tek şey var ki
Sevmediğini biliyorum beni..
27.04.2012
Seni görmek kendimi görmek demektir
Başına buyruk duygularının peşinden giden her kadın kadar cesurdum
Gözlerimin içine baktığında kendini görebildiğin kadar vardım hayatında.
Zaten aşk bir vazgeçememe hali değil midir
Değildir aslında
Aşk kendinden çıkıp karşındaki olabildiğin kadar seninledir
Bir akşam üstü seninle otururken farkettim ayrılamayacağımızı
O kadar şahane bir andı ki sana anlatamam..
Beklentisizdin, savunmasız..Ve ben tüm zaaflarımdan çıplak.
Saçlarım örttü ikimizi.Bir çay doygunluğu oldun bana, bir sıcak güneş batışı..
Pencere önü çiçeği'n oldum ben de.Su ve güneş sundum sana.
Sana benim gözümden seni anlatamayacak kadar derinimdeydik.
Birilerinin birbirimizin yerini alamayacağı kadar müthiş bir gerçeğin tam ortasında.
Sen kokumu tarif ettin sözcüklerinle.
Dengeli bir sevgiydi bizimkisi.
Huzurundum ben senin, belki hiç yakalamayacağını sandığın mutluluğun.
Ayağımıza dolaşanlar beni üzmemek adına koyduğun o barikatlardı
Aldırmadım çünkü ben
Bir sözünle kilometreleri yakınlaştıracak kadar deli bir kadınım
Hayatında zamanın mani olamayacağı kadar yerleşik.
Bir gün aradığımız şeylerin aynı olduğuna inandığında mutlu olacaktık.
Zaten aşk yaraları demledikten sonra elimizde kalanlar değil midir
Değildir aslında.
Sonsuz aşk bir iğne bir iplikle birbirinin acısını kapatabilmektedir
..
24.04.2012
10.06.2011
"Kalbim; sen benim yegane efendimsin"
Bazı şarkılar adamı baştan çıkarıyor sevgilim.
Kelimelerle cilveleşmek inadına.
Oysa benim biriktirdiğim cümlelerimin, büyütmek istediğim aşkın, zamanla koyulaşan acımın bir tarafı öksüz hep.
Hissizleşememek ne garip.
Vicdanım zamanın boynuma geçirdiği bir urgan.
Çekiştirdikçe yaşamaya yakın duruyorum.
Ölememek ne garip.
Oysa benim kalbimin okşanılacak,suskun sözlerimin dinlenilecek, sakladığım parmak izlerinin bir tarafı yarım hep.
Umutu giyinebilmek inadına.
Yorgunluklarımızdan çok aşkımız dilleniverse.Koklasam.Öpüşmeler sığmasa dar vakitlere.Benim eksik yanım sensin.Tamamlasana sevgilim.Çünkü
Bir kasık sıcaklığı.
Bir matem sakinliği.
Bir kapı aralığı…..kadardı hayat.
Hiç bir şey olamadım ama Büyüdüm “insan” oldum bende.
Aferim bana. Bir yanım eksik yine de..
Sensizleşememek ne garip.